• Bağlantılarım

PSİŞİK YETENEKLERİ GELİŞTİRME

6/3/2008 · Kategori: Ruhsal Gucler

PSİŞİK YETENEKLERİ GELİŞTİRME TEKNİĞİ

Eugen Casland

DIŞ âlemden gelen bilgiler bize duyular kanalı ile gelir. Fakat bu çok sınırlıdır. Bir kimseyi işitebilmemiz, onun etrafında mevcut olan şartlarla mümkündür. Görmek de böyledir. Çeşitli topluluklarda kelimeler vasıtasıyla insanlarla fikir alışverişinde bulunabiliriz. Bu bakımdan çoğunlukla düşüncelerimiz irademize bağlı olarak ve olmayarak ihanete uğrarlar. Bununla birlikte, bazı ölçüler dahilinde duyularımız genişlik kazanabiliyor. Mikroskop, teleskop, telefon, faks gibi aletler duyularımızın içinde bulundukları yetersizlikten kısmen kurtarmaktadır.
Öte yandan bilim, sayısız titreşimlerin mevcut olduğunu bize şöyle böyle anlatmaktadır. İşittiğimiz seslerin frekansı 32 - 33.000 hertz frekanslı seslerdir. Gözümüz de 450 trilyon kırmızı ışık ile 750 trilyon mor ışık arasında hareket eder. İmajinasyon ısı ile elektrik titreşimleri arasında bir yere sahiptir. Bu yüzden onun fizik tesirleri pek fark edilmiyor. Şüphesiz ki bilimde birçok eksiklikler mevcuttur.
Bu eksiklikler, kâinata yayılmış gerçek titreşimlerle ilgili değildir. Bilimin ağır ilerleyişi, bizim için bilinmez olan seyyal dünyaları tanımamıza bir engel teşkil etmektedir. Araştırmalarımızı genişletmek için şu andaki algılarımızı yeteri derecede temizlemeliyiz. Yeni duyumlar kazanmalıyız. Şuur sahasını genişletmeliyiz. Bu mesele, eski veya şimdi yazılmış olsun, anlatılan normalüstü olayların varlığı kabul edilirse, durugörü, telepati, telekinezi, ipnotizma gibi medyomsal olaylarda ortaya konmuştur.
Nedense, bu olaylar akademik bilim tarafından pek itibar görmemiştir.
Bu yüzden de resmî öğrenime dahil olmamıştır. Bilginler tarafından bütünüyle incelenmemiştir. Bu, iki sebepten ileri gelir: 1. Bu olaylar üzerinde yapılan gözlemler, karmakarışık ve bozucu karakterde ortaya çıkmış, bir türlü hüküm altına alınamayan bir kendiliğindenliğin (ve değişkenliğin) bulunmasından ileri gelmiştir. 2. Nihayet profesyonel medyomların bilimsel olmaktan ziyade kazanç hırsı ve şöhret budalalığı yaparak birtakım sahte melekeleri ortaya koydukları da bilinmektedir.
Bu yanlış düşünceler, genellikle psişizm hakkında insanların kabul ettikleri peşin fikirler üzerine dayanır. Psişik olayların değeri hakkında bir aydınlığa kavuşmak istenirse, bütün dinsel ve felsefe ile ilgili her şeyi bir tarafa itmek ve olumlu bir tarzda yeni bilimsel usullerle incelemek gerekir. Bilim en azından aşağıdaki süreçleri gerektirir:
1. Gözlem, olayların aydınlığa çıkarılması.
2. Tecrübe, yani her yönü ile incelenmeye izin veren değişik şartlar içindeki aynı olayların meydana çıkması.
3. Ölçü vasıtalarının mevcut olması.
4. Herkesçe gerçekleştirilebilecek olan kanunların ortaya çıkması.
5. Sadece olayları açıklamaya yarayan değil, aynı zamanda yeni olayları da görünür hâle getiren verimli hipotezler kurup, halka sunmak gerekir.

İMAJİNASYON

Bu çeşitli şartları yerine getirebilmek için önce psişik olayları incelemeyi öğrenmek gerekir. Bu incelemeler daha önce vardı. Örneğin, ilkel duygu tarafından meydana getirilen psişik olaylar, güçlükle işitilen bir ses, çok zayıf bir ışık, psikofizik ismi verilen bir ilim tarafından inceleniyordu. Bir kısım psişik kanunları bu bilime borçluyuz. Özellikle uyartıcı duyular konusunu toparladı ve hafızanın çalışış şeklini açıklığa kavuşturdu. Kısaca bir kısım psişik problemleri ciddî bir şekilde araştırdı ve açıkladı.
Şimdi biz bu bilimden sadece imajinasyon konusunu inceliyoruz. İmajinasyonun önemi, yüksek ruhsal yetenekleri tohum hâlinde içermesinden ileri geliyor. İmajinasyon prensiplerinin birisi üzerine dayandığımız vakit, durugörü, geçmiş ve geleceğe ait vizyonlar, görülmeyen âlemin (spatyom) derece derece anlaşılması için her insanın kullanabileceği bir metot bulmamız mümkündür. Manyetik, ipnotik bir etki olmadan yani süjeyi uyutmadan, normal şuuru ortadan kaldırmadan çok kısa zamanda elde edilen bazı psişik yetenekler vardır ki, ilk tezahürlerini hemen gösterirler ve derece derece gelişirler. Bunun nasıl mümkün olduğunu anlamak için, imajinasyon olayını incelememiz gerekmektedir.

İMAJ NEDİR?

İmajinasyon, imajların içsel olarak anlaşılması tarzında ifade edilebilir. O hâlde ‘imaj’ nedir? İmaj gerek bir şey (obje) veya şeyler (objeler) topluluğu, gerekse birleşik yahut birleşik olmayan niteliklere sahip bir sahne tarafından meydana getirilmiş bir izlenimdir. Diğer bir deyişle bu tamamlayıcı bir duyu grubu hatırasıdır. Genel olarak imaj kelimesi görme duyusuna tatbik edilir. Sanki ona aitmiş gibidir. Ama, diğer duyular için de imajları göz önüne almak şarttır. Yani tat, dokunma, koku, işitme imajları da olabilir. Genel olarak imajların dışardan görülebilir hiçbir iz bırakmadan beynimizin içinden geçebileceklerine inanıyoruz. Bunun aksi daha gösterilmemiştir. Biz en kolay imajları bile (meselâ ‘O’ harfini) kendi kendimize bir harekette bulunmadan canlandıramayız. Bu, şu demektir: Bütün içsel vizyonlara ve rüyetlere bir enerji yayını eşlik eder. Ve sonuç, titreşim tarzında belirsiz bir yayılışla kendini gösterir. Düşünce Şekilleri isimli kitabında Annie Besant ve Leadbater içsel vizyonlardan bahsederek her düşünceye ait, fizikî gözlerimizle göremediğimiz fakat durugörürler tarafından görülebilen bir tür renkli akışkan kümenin uzay içine fırlatıldığını anlatırlar. Bu küme, belirgin ve açık olmadığı zaman düşünce belirsiz bir şekil arz eder. Aksi hâlde açık seçik bir durumdadır. Bundan başka düşünceye eşlik eden yayının cinsine bağlı nüanslar ışıklı durumlar ve BERRAKLIKLA İLGİLİ bir renklenme de tezahür eder. Bu akışkan yumak belli bir yöne fırlatılabilir. Ve belli bir kimseye ulaşabilir. Ya da belirli bir amacı olmadan uzay içinde yayılır. Ve sonunda kendisi ile ilgili bulunan diğer bir yumakla birleşir.
Her şahsın bir aurası vardır. Birçok ışık çizgisi ve renklere sahiptir. Auranın iç çevresi, düşüncenin çalışma şekli ile bağlantılıdır. Ve onun tesiri altındadır.
Aura, sakin bir ruh hâli içinde bulunduğumuz zaman ince ve zayıftır. Aksi hâlde aynı aura, ruhumuz şiddetli titreşimlerle dolu bulunduğu zaman girdap tarzında hızla hareket eden, uzağa fırlatılmış akışkan yumaklar meydana getirir. Bu yumaklar, onları yayan kimselerce hiçbir zaman bir kayıp değildir.
Ve onlar her zaman hayatın herhangi bir anında bir izlenim hâlinde bulunabilir. Böylece yansıtılan imajlar, belirsiz bir yayılmaya sahiptir. Ve bu hadiseden dolayı her varlığa ulaşırlar. Bir alıcı bulsun veya bulmasın...
Fakat titreşim durumu imajın titreşimleriyle uyuşuyorsa zar zor anlaşılabilir. Böyle bir durum sohbetler ve iş sırasında ortaya çıkabilir. Bu türlü olaylar telepati ve fikir iletimleri ismi altında izah edilir.
Birçok deneycilerin çalışmaları bize şunu göstermiştir:
Sonuç olarak bizden dışarıya fırlatılan veya bize gelen bütün imajlar belirsiz bir hız içinde imaj nakleden bir akım üretirler. İmajın şekil bulmasından hemen sonra yayılan dalgaların varlığı tespit edilmiştir. Hassas kimseler ışıklı bir küme yahut akışkan bir akımın yayıldığını fark ederler. Gözlemciler, bazı şartlar altında, düşünce şekli (form panse) yaratan bir kimse ile uzakta bulunan yabancı diğer bir kimsenin arasında bir ilişkinin bulunduğunu da ortaya koymuşlardır. Bunu şu şekilde ifade edebiliriz: Akımın sebep ve neticesi olan imajlar (yani bazı psikomanyetik imajlar) olaya uygun düzenlemelerle bu akımları idare etmeye, kullanmaya ve normalüstü psişik olayları uyarmaya imkân tanırlar.
Biliyoruz ki beyin, alıcı verici telsiz cihazı gibi çalışır. Bu bakımdan kendiliğinden imajlar, hafızadan gelmez. Bizim iç algılamamızın, hatıralarımızla şekil bulduğu doğrudur. Fakat bunlar pekâlâ dış ortamın tahriki ile meydana çıkmış, görülen veya görülmeyen, bilinen veya bilinmeyen sebeplerden ileri gelmiş, kısmen meçhul şartlar içinde yerine getirilen izlenimlerin sonucu olabilir. Beyin kapalı bir devrede elektriksel bir akım içinde bulunabileceği gibi, açık bir devre olarak da çalışabilir.
Bu nokta çok önemlidir. Zira normalüstü melekelerin mümkün oluşunu bu nokta sağlar.
Bazı uyaranlar veya enerji türleri, uygun şiddet ve zıtlıklar şeklinde, bizzat kendimizdeki duyumsal şuur hâlimizi harekete geçirirler. Bu duyum, bir defa hissedildikten sonra hiçbir zaman tamamen silinmez. Duyumlar, bazı şartlar dahilinde araya başka uyaranlar karışmadan tekrar ortaya çıkabilirler. Ama zayıf durumda bulunabilirler. Buna hatırlama diyoruz. Bir eşya, bir varlık, belli bir sahne, bir duygusal yığılma dahi aynı ‘yeniden doğuş’ sürecine dahildir.
‘Yığılma’ hazırlığı açık ve seçik bir imajı meydana getirir. Bu duyularımızın hepsi, toplamı bizde sabitleşir. Ve böylece şuuraltı ismini verdiğimiz bir nevi toplanma meydana gelir.
Fakat izlenimlerimiz bazı ölçüler dahilinde diğer kimselerin izlenimleri ile birleşir. Bundan da şuuraltımızda bulunan hatıralarımız arasında, başka bir şahsiyetin şuuraltında bulunan imajların var olduğu sonucu çıkar. Bu imajlar kendi aralarında (alâka kanununa göre) birleşirler. Ve rastgele başka kimselerin şuuraltında, imajları çekip almaya izin veren birtakım yönetici bağlar meydana getirirler; o hâlde bu imaj deposu sıkı sıkıya kapalı değildir. Şayet kendimize ait olan bir imajın içine kolayca girersek, bazı hâllerde alışveriş kapısını kapatabilir ve yanımızdaki başka bir kimsenin imaj deposuna dalabiliriz. Sonra bu dalma işini gitgide arttırır ve nihayet bizi çeken şuuraltını ziyarete muvaffak oluruz. (Kendi imajımıza dalabilmemiz, bizim zihnimizde canlanan bir sahneye konsantre olmamız demektir.) Bu konsantrasyon ile biz, dışardan gelecek (rastgele) imaj akımlarını önlüyoruz demektir. Konsantre olduğumuz imajı faal hâle geçirip (meselâ donuk bir sahneyi canlandırmak), ilgi kurmak istediğimiz kimsenin imajını kendi imaj sahnemize aktarırız.
Bu, telkin ile olur. (Meselâ, bir sahne yaratıyorsun, telkini; bu, medyoma yarattırılan bir imajdır. Bu durumda bir irtibat kurmak istediğimiz zaman, medyomun, o şahsın imajını o odada görmesini isteriz. Buradan da medyom asıl varlıkla  irtibata geçer.)
Alıcı ve verici fazla işlemekte ise de iki ayrı imaj sınıfını belirtmek gerekir:
A) Yayımlanan imajlar
B) Alınan imajlar

İmaj kombinasyonları ile belirli bir hâle gelmiş bulunan ve psişik bir olay olan imajinasyonda iki tür vardır:
1) Aktif imajinasyon
2) Pasif imajinasyon

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

« Önceki ::