• Bağlantılarım

PSİŞİK YETENEKLERİ GELİŞTİRME

6/3/2008 · Kategori: Ruhsal Gucler

PSİŞİK YETENEKLERİ GELİŞTİRME TEKNİĞİ

Eugen Casland

DIŞ âlemden gelen bilgiler bize duyular kanalı ile gelir. Fakat bu çok sınırlıdır. Bir kimseyi işitebilmemiz, onun etrafında mevcut olan şartlarla mümkündür. Görmek de böyledir. Çeşitli topluluklarda kelimeler vasıtasıyla insanlarla fikir alışverişinde bulunabiliriz. Bu bakımdan çoğunlukla düşüncelerimiz irademize bağlı olarak ve olmayarak ihanete uğrarlar. Bununla birlikte, bazı ölçüler dahilinde duyularımız genişlik kazanabiliyor. Mikroskop, teleskop, telefon, faks gibi aletler duyularımızın içinde bulundukları yetersizlikten kısmen kurtarmaktadır.
Öte yandan bilim, sayısız titreşimlerin mevcut olduğunu bize şöyle böyle anlatmaktadır. İşittiğimiz seslerin frekansı 32 - 33.000 hertz frekanslı seslerdir. Gözümüz de 450 trilyon kırmızı ışık ile 750 trilyon mor ışık arasında hareket eder. İmajinasyon ısı ile elektrik titreşimleri arasında bir yere sahiptir. Bu yüzden onun fizik tesirleri pek fark edilmiyor. Şüphesiz ki bilimde birçok eksiklikler mevcuttur.
Bu eksiklikler, kâinata yayılmış gerçek titreşimlerle ilgili değildir. Bilimin ağır ilerleyişi, bizim için bilinmez olan seyyal dünyaları tanımamıza bir engel teşkil etmektedir. Araştırmalarımızı genişletmek için şu andaki algılarımızı yeteri derecede temizlemeliyiz. Yeni duyumlar kazanmalıyız. Şuur sahasını genişletmeliyiz. Bu mesele, eski veya şimdi yazılmış olsun, anlatılan normalüstü olayların varlığı kabul edilirse, durugörü, telepati, telekinezi, ipnotizma gibi medyomsal olaylarda ortaya konmuştur.
Nedense, bu olaylar akademik bilim tarafından pek itibar görmemiştir.
Bu yüzden de resmî öğrenime dahil olmamıştır. Bilginler tarafından bütünüyle incelenmemiştir. Bu, iki sebepten ileri gelir: 1. Bu olaylar üzerinde yapılan gözlemler, karmakarışık ve bozucu karakterde ortaya çıkmış, bir türlü hüküm altına alınamayan bir kendiliğindenliğin (ve değişkenliğin) bulunmasından ileri gelmiştir. 2. Nihayet profesyonel medyomların bilimsel olmaktan ziyade kazanç hırsı ve şöhret budalalığı yaparak birtakım sahte melekeleri ortaya koydukları da bilinmektedir.
Bu yanlış düşünceler, genellikle psişizm hakkında insanların kabul ettikleri peşin fikirler üzerine dayanır. Psişik olayların değeri hakkında bir aydınlığa kavuşmak istenirse, bütün dinsel ve felsefe ile ilgili her şeyi bir tarafa itmek ve olumlu bir tarzda yeni bilimsel usullerle incelemek gerekir. Bilim en azından aşağıdaki süreçleri gerektirir:
1. Gözlem, olayların aydınlığa çıkarılması.
2. Tecrübe, yani her yönü ile incelenmeye izin veren değişik şartlar içindeki aynı olayların meydana çıkması.
3. Ölçü vasıtalarının mevcut olması.
4. Herkesçe gerçekleştirilebilecek olan kanunların ortaya çıkması.
5. Sadece olayları açıklamaya yarayan değil, aynı zamanda yeni olayları da görünür hâle getiren verimli hipotezler kurup, halka sunmak gerekir.

İMAJİNASYON

Bu çeşitli şartları yerine getirebilmek için önce psişik olayları incelemeyi öğrenmek gerekir. Bu incelemeler daha önce vardı. Örneğin, ilkel duygu tarafından meydana getirilen psişik olaylar, güçlükle işitilen bir ses, çok zayıf bir ışık, psikofizik ismi verilen bir ilim tarafından inceleniyordu. Bir kısım psişik kanunları bu bilime borçluyuz. Özellikle uyartıcı duyular konusunu toparladı ve hafızanın çalışış şeklini açıklığa kavuşturdu. Kısaca bir kısım psişik problemleri ciddî bir şekilde araştırdı ve açıkladı.
Şimdi biz bu bilimden sadece imajinasyon konusunu inceliyoruz. İmajinasyonun önemi, yüksek ruhsal yetenekleri tohum hâlinde içermesinden ileri geliyor. İmajinasyon prensiplerinin birisi üzerine dayandığımız vakit, durugörü, geçmiş ve geleceğe ait vizyonlar, görülmeyen âlemin (spatyom) derece derece anlaşılması için her insanın kullanabileceği bir metot bulmamız mümkündür. Manyetik, ipnotik bir etki olmadan yani süjeyi uyutmadan, normal şuuru ortadan kaldırmadan çok kısa zamanda elde edilen bazı psişik yetenekler vardır ki, ilk tezahürlerini hemen gösterirler ve derece derece gelişirler. Bunun nasıl mümkün olduğunu anlamak için, imajinasyon olayını incelememiz gerekmektedir.

İMAJ NEDİR?

İmajinasyon, imajların içsel olarak anlaşılması tarzında ifade edilebilir. O hâlde ‘imaj’ nedir? İmaj gerek bir şey (obje) veya şeyler (objeler) topluluğu, gerekse birleşik yahut birleşik olmayan niteliklere sahip bir sahne tarafından meydana getirilmiş bir izlenimdir. Diğer bir deyişle bu tamamlayıcı bir duyu grubu hatırasıdır. Genel olarak imaj kelimesi görme duyusuna tatbik edilir. Sanki ona aitmiş gibidir. Ama, diğer duyular için de imajları göz önüne almak şarttır. Yani tat, dokunma, koku, işitme imajları da olabilir. Genel olarak imajların dışardan görülebilir hiçbir iz bırakmadan beynimizin içinden geçebileceklerine inanıyoruz. Bunun aksi daha gösterilmemiştir. Biz en kolay imajları bile (meselâ ‘O’ harfini) kendi kendimize bir harekette bulunmadan canlandıramayız. Bu, şu demektir: Bütün içsel vizyonlara ve rüyetlere bir enerji yayını eşlik eder. Ve sonuç, titreşim tarzında belirsiz bir yayılışla kendini gösterir. Düşünce Şekilleri isimli kitabında Annie Besant ve Leadbater içsel vizyonlardan bahsederek her düşünceye ait, fizikî gözlerimizle göremediğimiz fakat durugörürler tarafından görülebilen bir tür renkli akışkan kümenin uzay içine fırlatıldığını anlatırlar. Bu küme, belirgin ve açık olmadığı zaman düşünce belirsiz bir şekil arz eder. Aksi hâlde açık seçik bir durumdadır. Bundan başka düşünceye eşlik eden yayının cinsine bağlı nüanslar ışıklı durumlar ve BERRAKLIKLA İLGİLİ bir renklenme de tezahür eder. Bu akışkan yumak belli bir yöne fırlatılabilir. Ve belli bir kimseye ulaşabilir. Ya da belirli bir amacı olmadan uzay içinde yayılır. Ve sonunda kendisi ile ilgili bulunan diğer bir yumakla birleşir.
Her şahsın bir aurası vardır. Birçok ışık çizgisi ve renklere sahiptir. Auranın iç çevresi, düşüncenin çalışma şekli ile bağlantılıdır. Ve onun tesiri altındadır.
Aura, sakin bir ruh hâli içinde bulunduğumuz zaman ince ve zayıftır. Aksi hâlde aynı aura, ruhumuz şiddetli titreşimlerle dolu bulunduğu zaman girdap tarzında hızla hareket eden, uzağa fırlatılmış akışkan yumaklar meydana getirir. Bu yumaklar, onları yayan kimselerce hiçbir zaman bir kayıp değildir.
Ve onlar her zaman hayatın herhangi bir anında bir izlenim hâlinde bulunabilir. Böylece yansıtılan imajlar, belirsiz bir yayılmaya sahiptir. Ve bu hadiseden dolayı her varlığa ulaşırlar. Bir alıcı bulsun veya bulmasın...
Fakat titreşim durumu imajın titreşimleriyle uyuşuyorsa zar zor anlaşılabilir. Böyle bir durum sohbetler ve iş sırasında ortaya çıkabilir. Bu türlü olaylar telepati ve fikir iletimleri ismi altında izah edilir.
Birçok deneycilerin çalışmaları bize şunu göstermiştir:
Sonuç olarak bizden dışarıya fırlatılan veya bize gelen bütün imajlar belirsiz bir hız içinde imaj nakleden bir akım üretirler. İmajın şekil bulmasından hemen sonra yayılan dalgaların varlığı tespit edilmiştir. Hassas kimseler ışıklı bir küme yahut akışkan bir akımın yayıldığını fark ederler. Gözlemciler, bazı şartlar altında, düşünce şekli (form panse) yaratan bir kimse ile uzakta bulunan yabancı diğer bir kimsenin arasında bir ilişkinin bulunduğunu da ortaya koymuşlardır. Bunu şu şekilde ifade edebiliriz: Akımın sebep ve neticesi olan imajlar (yani bazı psikomanyetik imajlar) olaya uygun düzenlemelerle bu akımları idare etmeye, kullanmaya ve normalüstü psişik olayları uyarmaya imkân tanırlar.
Biliyoruz ki beyin, alıcı verici telsiz cihazı gibi çalışır. Bu bakımdan kendiliğinden imajlar, hafızadan gelmez. Bizim iç algılamamızın, hatıralarımızla şekil bulduğu doğrudur. Fakat bunlar pekâlâ dış ortamın tahriki ile meydana çıkmış, görülen veya görülmeyen, bilinen veya bilinmeyen sebeplerden ileri gelmiş, kısmen meçhul şartlar içinde yerine getirilen izlenimlerin sonucu olabilir. Beyin kapalı bir devrede elektriksel bir akım içinde bulunabileceği gibi, açık bir devre olarak da çalışabilir.
Bu nokta çok önemlidir. Zira normalüstü melekelerin mümkün oluşunu bu nokta sağlar.
Bazı uyaranlar veya enerji türleri, uygun şiddet ve zıtlıklar şeklinde, bizzat kendimizdeki duyumsal şuur hâlimizi harekete geçirirler. Bu duyum, bir defa hissedildikten sonra hiçbir zaman tamamen silinmez. Duyumlar, bazı şartlar dahilinde araya başka uyaranlar karışmadan tekrar ortaya çıkabilirler. Ama zayıf durumda bulunabilirler. Buna hatırlama diyoruz. Bir eşya, bir varlık, belli bir sahne, bir duygusal yığılma dahi aynı ‘yeniden doğuş’ sürecine dahildir.
‘Yığılma’ hazırlığı açık ve seçik bir imajı meydana getirir. Bu duyularımızın hepsi, toplamı bizde sabitleşir. Ve böylece şuuraltı ismini verdiğimiz bir nevi toplanma meydana gelir.
Fakat izlenimlerimiz bazı ölçüler dahilinde diğer kimselerin izlenimleri ile birleşir. Bundan da şuuraltımızda bulunan hatıralarımız arasında, başka bir şahsiyetin şuuraltında bulunan imajların var olduğu sonucu çıkar. Bu imajlar kendi aralarında (alâka kanununa göre) birleşirler. Ve rastgele başka kimselerin şuuraltında, imajları çekip almaya izin veren birtakım yönetici bağlar meydana getirirler; o hâlde bu imaj deposu sıkı sıkıya kapalı değildir. Şayet kendimize ait olan bir imajın içine kolayca girersek, bazı hâllerde alışveriş kapısını kapatabilir ve yanımızdaki başka bir kimsenin imaj deposuna dalabiliriz. Sonra bu dalma işini gitgide arttırır ve nihayet bizi çeken şuuraltını ziyarete muvaffak oluruz. (Kendi imajımıza dalabilmemiz, bizim zihnimizde canlanan bir sahneye konsantre olmamız demektir.) Bu konsantrasyon ile biz, dışardan gelecek (rastgele) imaj akımlarını önlüyoruz demektir. Konsantre olduğumuz imajı faal hâle geçirip (meselâ donuk bir sahneyi canlandırmak), ilgi kurmak istediğimiz kimsenin imajını kendi imaj sahnemize aktarırız.
Bu, telkin ile olur. (Meselâ, bir sahne yaratıyorsun, telkini; bu, medyoma yarattırılan bir imajdır. Bu durumda bir irtibat kurmak istediğimiz zaman, medyomun, o şahsın imajını o odada görmesini isteriz. Buradan da medyom asıl varlıkla  irtibata geçer.)
Alıcı ve verici fazla işlemekte ise de iki ayrı imaj sınıfını belirtmek gerekir:
A) Yayımlanan imajlar
B) Alınan imajlar

İmaj kombinasyonları ile belirli bir hâle gelmiş bulunan ve psişik bir olay olan imajinasyonda iki tür vardır:
1) Aktif imajinasyon
2) Pasif imajinasyon

İNDİGO VE KRİSTAL DOSYASI

6/3/2008 · Kategori: Kristal ve Indigo Cocuklar

Yeni Dünyanın Çocukları: İndigo ve Kristal Çocuklar

 

Yazı ve Derleme: Mehmet Karaarslan (Yeni Çocuklara Özetle Bir Bakış)

 

Aralık 2004 - Üçüncügöz Dergisi

 

Temel bir tanımlamayla başlarsak İndigo Çocuk, yeni ve olağandışı psikolojik nitelikler ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergiler. İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. Aura renklerini görebilen Nancy Ann Tappe, 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu. Daha sonra Kryon isimli melek ABD’de yaşayan Lee Carroll’a kanallık yaparak önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık potansiyelini anlatıyordu; yeni düzeni kuracak “özel görevli” yeni çocuklardan bahsediyor ve bunları “İndigo” olarak adlandırıyordu.

 

Nancy Ann Tappe, dört farklı indigo tipinden bahseder ve her birinin bir amacı vardır:

 

1. İNSANCIL: Kitlelerle birlikte çalışacak olan insancıl indigolar yarının doktorları, avukatları, öğretmenleri, tüccarları, işadamları ve siyasetçileridir. Bu tip indigolara çoğunlukla hiperaktif tanısı konulur. Sosyaldirler ve her zaman herkesle dostça konuşurlar. Sakardırlar ve bazen frene basmayı unutup hızla duvara çarparlar. Onlar tek bir oyuncakla oynamayı bilmezler. Her şeyi ortaya döker ve sonra oyuncakların çoğunu hiç ellemeyebilirler. Onların gidip odalarını toplamalarını istiyorsanız, bunu kendilerine defalarca hatırlatmanız gerekebilir, çünkü dikkatleri kolayca başka şeylere kayabilir. Onlar odalarına gidip ortalığı toplamaya başlarlar, ama bu bir kitap dikkatlerini çekinceye kadar sürer. Sonra o kitabı alıp okumaya başlarlar, çünkü onlar birer kitap kurdudur.

 

2. KAVRAMCI: Kavramcı Indigo, insanlardan çok projelerle ilgilenir. Onlar yarının mühendisleri, mimarları, tasarımcıları, astronotları, pilotları ve subayları olacaklar. Onlar sakar değildir ve çocukken, çoğunlukla, çok atletik olurlar. Onların yönetme sorunları vardır, ve en çok yönetmeye çalıştıkları kişi, eğer oğlansalar, anneleridir. Kızlar babalarını yönetmeye çalışırlar. Eğer bunda başarılı olurlarsa, bu büyük bir sorun olabilir. Bu indigo tipi ergenlik çağında bağımlılıklara, özellikle de uyuşturucu haplara eğilim gösterir. Ana-babasının onun davranışlarını yakından izlemesi gerekir: ve o saklanmaya ya da “Odama girmeyin” gibi laflar etmeye başladığında, annesinin onun odasını araştırması gerekir.

 

3. SANATÇI: Bu indigo, diğerlerinden çok daha duyarlıdır ve genelde daha ufak tefektir. Onlar daha çok sanatla ilgilenirler, yaratıcıdırlar. Onlar yarının öğretmenleri ve sanatçıları olacaklar. Her neyle ilgilenirlerse ilgilensinler, onun yaratıcı yanında olacaklar. Eğer tıp alanına girerlerse, cerrah ya da araştırmacı olabilirler. Güzel sanatlar alanına girdiklerinde, yaratıcının yaratıcısı olurlar. Dört ila on yaşları arasında, on-beş farklı yaratıcı sanatı ele alabilir, biriyle beş dakika ilgilenip bırakabilirler. Bu yüzden, ressamların ve müzisyenlerin annelerine hep, “Aletleri satın almayın, kiralayın,” derim. Sanatçı Indigo beş-altı farklı müzik aleti de çalışabilir, sonra ergenlik çağına geldiğinde, onlardan birini ya da bir başka sanat dalını seçip onun sanatçısı olabilir.

 

4. BOYUTLARARASI:  Onlar diğer indigolardan daha iri yarıdır, ve bir-iki yaşındayken onlara hiçbir şey anlatamazsınız. Onlar size, “Bunu biliyorum. Bunu yapabilirim. Beni rahat bırakın,” diyeceklerdir. Onlar dünyaya yeni felsefeleri getirecek olanlardır. Çok daha iri yarı olduklarından ve diğer üç tip gibi uyumlu olmadıklarından, zorbalık da yapabilirler.

 

İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel talimatla gelmektedir. Bu talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir. Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacaktır ve şu soruları soracaklardır: "Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?" Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler. İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için, onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları var. Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış hissederler. Okudukları sınıflarda çevrelerine bakıp yalnız olduklarını düşünürler ve birçok bakımdan da öyledirler. Adeta, sanki beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak sonsuz bir sabır gerektirir. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimleriniyavaşlatmak zorunda kalırlar. Bu onlar için zordur ve bu yüzden birçoğu öğretmen  konuşurken gözlerini boşluğa dikip bakar. 
 
İnsanların değişime direnmeleri doğal bir şeydir. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Bu bağlamda anne-babalara büyük sorumluluklar düşüyor: Önyargılarınızı, eğilimlerinizi bu çocuklara geçirmeye çalışmayın, çünkü onlar bunlara inanmayacak ve onları kabul etmeyecektir. Çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırmanın bundan daha hızlı bir yolu olamaz, çünkü onlar sizin kendilerine geçirmeye çalıştığınız önyargıları görecek ve sizin bilgeliğinize saygı duymayacaklardır. Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın. Öğretmenler olarak sizin için zor olabilir ama, onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı açın.Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara bayılırlar. Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş ya da yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin , saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir. Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

 

Indigo Üstatlar buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: “Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla Tanrısal Dişi’ye geçmesine yardım edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz.”

 

Kristal Çocuklar, İndigo Çocuklar'dan sonra dünyaya gelmiş olan yeni kuşaktır, çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır. Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır. Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler ve son derece sevecendirler. Çoğunlukla geç konuşmaya başlarlar. Çok müzik yönelimlidirler ve daha konuşmaya başlamadan önce şarkı söyleyebilirler. İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar. Onlara otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir. Sakin, tatlı ve şefkatlidirler, bağışlayıcıdırlar. Son derece duyarlı ve empatiktirler. Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar, şifacılık yetenekleri sergilerler, kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.

 

Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler. Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar. Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını "normal yiyeceklere" tercih ederler. Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. Bu çocuklar, İndigolar gibi son derece psişik ve duyarlıdırlar, ama onlar gibi savaşçı ruhlu ve öfkeli değil, mutlu, bağışlayıcı ve sakin yaradılışlıdırlar. Kristal Çocuklar içsel ve dışsal olarak çok güzeldirler; gözlerine bir kez baktığınızda, onlardaki Tanrısal sevgiyi ve bilgeliği görebilirsiniz. Onların auraları parlak ve harelidir; adeta içlerinden ışık saçarlar! Geçmiş yaşamlarından, uzak galaksilerden, barış ve sevgiyle ilgili derin içgörülerinden söz ederler.

 

Kristal Çocukların iki asıl niteliği vardır. Birincisi, onlar sizin çoğu zaman sihirli olarak göreceğiniz yeteneklerle son derece güçlüdürler. İkinci olarak, onlar daha düşük titreşimsel enerjilere karşı olağanüstü hassaslıkları ile son derece kolay incinirdirler/ korunmasızdırlar. Kristal Titreşimli Çocukların çok-boyutlu iletişim yeteneği vardır. Onlar, sadece sizin düşüncelerinizi okumazlar, ayrıca daha önemlisi sizin kalbinizi de okurlar. Dünya üzerinde onların sayıları arttığı zaman, onlar arasında anlık iletişimler göreceksiniz. Onların kendi enerji anlayışları ve ışığı kendi varlıkları içinde kırma yolları, onlara psikokinetik yetenekler sağlar. Onlar, zihinleriyle eşyaları hareket ettirebilirler. Daha önemlisi maddeyi düşünceleri ile aradan zaman geçmeden yeniden düzenleyebilirler. Bizim için, bu oldukça eğlendiricidir, kendi eğlenceniz için büyük zihin güçleri olan uzaylıların dünyanızı ele geçirmesi ile ilgili hikayeler yaratmanız çok uzun zaman önce değildi. Siz şimdi bunun gerçek olduğunu keşfedeceksiniz, ancak onlar gerçekte sizin kendi çocuklarınızdır.

 

Kristal Titreşimliler çevrelerindekilerin kalplerindeki korkuyu kolayca hissederler. Onlar korkuyu hissettiklerinde ve bilinçsiz olarak güçlendirilmiş duygular olarak onu geri yansıttıklarında meydan okuma gelir. Bu, daha düşük titreşimli insanların garip reaksiyonlarına neden olur. Bu nedenle, bu Kristal Titreşimliler korkuyu dilemeden hafifçe yürürler. Bu korku geri yansıtıldığında, o tüm insanlığa zararlı olan reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle, ilk gelen Kristal Çocuklar sığınaklarda gizlenirler. Onlar düşük profilleri kabul ederler ve genellikle yeteneklerini toplum içinde göstermezler. İlk bakışta bu onların uysal ve kibar/ılıman görünmelerine neden olur. Bunu onların güçsüz oldukları şeklinde yanlış yorumlamamak gerekir. İlk gelen Kristal Çocukların ebeveynleri onları gizlemeye ve güvende tutmaya çalışacaklar. Bu, insanlar korku için gereksinimlerini salıverdikleri zaman değişecektir. Kristal Titreşimli Çocukların fiziksel varlıklarında daha fazla ışık taşımalarına izin veren kristalin bir yapıları vardır. İlgileri olmayan şeyleri geri yansıtmalarına neden olan bu kristalin yapıdır. Güçlü oldukları için, onlar sadece ilgileri olmayan enerjileri geri yansıtmazlar, ayrıca o enerjiyi güçlendirirler. En az 150 yıl içinde bu nitelikler sıradan olacak, ancak bunları fiziksel formlarında ilk taşıyanlar hatırı sayılır meydan okumalar deneyimleyebilirler.

 

Kristal Titreşimli Çocuklar daha önce hiç görülmemiş sihirli niteliklere sahiptirler. Her şeye sevgiyle bakan, ve tüm düşüncelerimizi okuyabilen, hissettiğimiz her duyguyu hissedebilen; perdenin ötesini görebilen ve yalanlara, aldatmacaya kapılmadan konuşabilen varlıklardır. Kristal Çocukların doğal, ruhsal yetenekleri de yanlış anlaşılır -özellikle, telepati yetenekleri, çünkü bu yetenek çoğunlukla onların diğer çocuklardan daha geç konuşmalarına neden olur. Kristal Çocukların birçoğu geç konuşmaya başlar ve onların ancak üç ya da dört yaşında konuşmaya başlamaları seyrek görülen bir şey değildir. Ama, ana babaları bu sessiz çocuklarla iletişim kurmakta hiç zorlanmazlar. Ana babaları onlarla zihinsel olarak iletişime girerler; ve Kristaller söylemek istedikleri şeyi karşı tarafa iletmek için telepatiyi, kendilerinin oluşturdukları bir işaret dilini ve (şarkı da dahil) sesleri kullanırlar.

 

Sorun, tıp ve eğitim uzmanlarının, Kristallerin "anormal" konuşma kalıplarına sahip olduklarına hükmettiklerinde ortaya çıkar. Kristal Çocukların sayılarının giderek artması ve koyulan otizm tanılarının da artıp rekor sayıya ulaşması bir rastlantı değildir! Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır: Otistik kişi diğer insanlardan kopuk bir halde kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi diğeriyle iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal Çocuklar ise bunun tam tersidir. Onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlardır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler ve görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler. Her ne zaman birisine bir şey yaptırtmaya kalkışsak, o bireye kendi irademizi dayatıyor oluruz. Bu nadiren işe yarar, ve hemen her zaman güç mücadeleleri yaratır. Bu özellikle, indigo çocuklar gibi son derece sezgisel bireylerle kurulan ilişkilerde geçerlidir. Hayvanlar gibi, onlar da sizin onları yönetme arzunuzun altında yatan korkuyu hissedebilirler. Onlar sizin "kazanma" girişimlerinize baş kaldırırlar, çünkü korkunuz onları korkutur. Onlar sizin dingin ve güvenli olmanızı isterler. Siz çocuklarınızı zorladığınızda, onlar güvensiz hale gelir ve korkarlar.

 

Yaşayan canlı bir varlık olan Dünya da kristalin şekle dönüşmek üzeredir. Gezegenin manyetik ızgara ayarlamaları hemen hemen bitmek üzeredir. Kryon'un Dünya üzerindeki manyetik ızgaraların hazırlanması ile ilgili çalışması bir kaç ay içinde tamamlanacak. Bu Dünya'nın daha yüksek frekansta titreşmesini kolaylaştıracak ve tüm insanların kendi gerçek güçlerini fiziksel formlarında tutmalarına yardım edecek. İlave olarak Kristal Çocukların yerlerini almalarına izin verecek. Bu kozmik olay enerjiyi set edecek ve Kristal Titreşimli Çocukların insan tekamülünde bir sonraki basamağı almaları için kapıyı açacak.

 

Son zamanlarda içinden geçmiş olduğumuz enerjideki değişimler nedeni ile, çoğumuz alışkın olmadığımız bu niteliklerden bazılarını geliştirmeye başladı. Bu değişimler, her birimizin içindeki Kristal Çocuğun uyanışından kaynaklanmaktadır. Titreşimlerimizi Kristal Çocukların titreşimine yükselttiğimizde biyolojik bedenimizde taşıyacağımız yüksek gücü taşıyabilmemiz için biyolojimizi değiştirmemiz gerekecek. Amerikalı bir medyum olan Steve Rother’a kanallık yapan “Grup”, bu kristalleşme sürecinin iki yolu olduğunu söylüyor: Bunlardan biri “OverLight” denilen bir süreçtir. Bu süreçte burada kalıp mevcut biyolojimizi yüksek titreşimlere uyumlamamızı sağlayacak. Geriye kalanlarımız ise bir dahaki sefere Kristal Çocuklar olarak enkarne olacaklar. Kristal Çocuklar, DNA’larının on-iki ipliği de tam birleşmiş olarak doğmaktalar.

 

Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de İndigo’lar sağlayacaklardır. İndigolar, Kristal Çocukların gelebilmeleri için yolu açanlardır.

 

Derleme Kaynakları:

Lee Carroll & Jan Tober, (2003). Indigo Çocuklar  -Yeni Çocuklar Geldiler- İstanbul: Akaşa Yayınları

Doreen Virtue, Ph.D. (2004). Kristal Çocuklar İstanbul: Akaşa Yayınları

Steve Rother & GRUP (2003). Yuvaya Hoşgeldiniz İstanbul: Akaşa Yayınları

Lee Carroll & KRYON  2000: Eşiği Geçmek (2002) İstanbul: Akaşa Yayınları

 

Alıntı Kaynak: Üçüncügöz Dergisi 13. Sayı

 

 


 

İNDİGO ÇOCUKLAR

 

İNDİGO ÇOCUK NEDİR? Bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösteren bir çocuktur.

 

İNDİGO ÇOCUKLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

 

Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelir ve çoğunlukla da öyle davranırlar. “Burada olmayı hak ettiklerini” hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar. Kendi değerlerini iyi bilirler. Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar. Ritüel- yönelimli ve yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde düş kırıklığı yaşarlar. Çoğunlukla , evde ve okulda işleri yapmanın daha iyi yollarını görürler, bu da onların “ sistem yıkıcılar” (herhangi bir sisteme uyum sağlayamayanlar) gibi görünmelerine neden olur. Suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermeyeceklerdir. İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

 

 

İNDİGO ÇOCUKLARI YETİŞTİRİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR:

 

Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş yada yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin , saygı gösterin. Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir.Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

 

 

İNDİGO ÇOCUĞU DİSİPLİNE SOKMAK:

 

1. Çocuğu her zaman bilgilendirin ve işin içine katın.

2. Basit açıklamalarla potansiyel yanlış anlamayı önleyin.

3. Çocuğunuza tepkisel davranmayın.

4. Emirler vermekten kaçının.

5. Bir durumu ortaya çıktığı anda çözüme kavuşturun.

6. Çocuğunuza vurmayın ve kaba sözler söylemeyin.

7. Sevginizi açıkça gösterin.

 

Kaynak: İndigo Çocuklar, Lee Carroll & Jan Tober, Akaşa Yayınları 2001

 


 

Jan Tober ile Bir Görüşme

 

Jan Tober’le Röportaj (İndigo Çocuklar kitabının yazarı)

 

THE SPECTRUM GAZETESİ

Röportaj: Rick MARTIN

 

Büyük üstat öğretmen 2000 yıl önce söyle dedi: "Çocuklara ne mutlu." Bu çocuklar, tüm dünyayı sevgi yoluna döndürecek rehberler olacak.

 

Birçok insan için günümüzün çocuklarında çok özel bir şeyin bulunduğu yeni bir haber değildir. Bu durum bir süredir devam etmektedir. Bu modern çağ fenomeninin öncüleri "öncülerinin" yirmi yıl gibi uzun bir zaman önce dogmaya başladığını söyleyenler var. Gordon Mşchael Scallion gibi fütüristler yıllardır onların gezegenimize gelişinden söz etmekteydi, ve Scallion onları Mavi Çocuklar olarak isimlendirmekteydi. İnsan bedeninin aurasını görme yeteneğine sahip Nancy Ann Tappe ise onlara indigolar adini vermişti.

 

Bu "süper çocukların" mevcudiyeti ne anlama geliyor? Onların mesajları ne? Şimdi burada olmalarının amacı ne? Bu sadece hayal ürünü bir fikir mi, yoksa bir realite mi? İndigolar nedir, ve onları İndigo yapan nedir?

 

Bu görüşmeyi ayarlamak birkaç ay aldı, ama en sonunda bu büyüleyici konuyu ele alan "İndigo Çocuklar" adlı çok ilgi çeken kitabın iki yazarından biri olan Jan Tober ile görüşebildim. İndigo Çocuklar bence her ana babanın, öğretmenin ve okul yöneticisinin okuması gereken bir kitap. Eğer sizin de ele avuca sığmaz, "çok hareketli bir çocuğunuz varsa, eğer sizin çocuğunuza da Dikkat Eksikliği (ADD) ya da hiperaktiflik (ADHD) teşhisi konmuşsa, o zaman bu kitabı mutlaka okuyun! O her kütüphanede bulunması gereken bir kitaptır.

 

Kuşkusuz, bir buçuk saatlik görüşme sırasında bu konuyu ancak yüzeysel olarak ele alabildik. Ama, eğer siz dünya için hiçbir umudun olmadığını düşünüyorsanız, bu öykü kesinlikle size umut ve cesaret verecektir! Şimdi Jan Tober ile bu olağanüstü, merak uyandırıcı, güçlü, kışkırtıcı ve sık sık da sabır tüketici “yaşlı” çocuklar konusunu konuşalım.

 

Martin: Temel bir tanımlamayla başlayalım. İndigo Çocuk tam olarak nedir?

 

Tober: Bize doğru gelen tanımlama şudur: İndigo Çocuk yeni ve olağandışı psikolojik nitelikler, ve genelde görülmemiş davranış kalıpları sergileyen bir çocuktur.

 

Martin: Siz “İndigo Çocuklar” terimine nasıl ulaştınız?

 

Tober: İndigo Çocuklar terimi bu çocukların çevresindeki aura renginden gelir. 1970’den beri tanıdığım arkadaşım Nancy Ann Tappe 1982’de ‘Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama’ isimli bir kitap yayınladı. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu.

 

Nancy Ann Tappe rengi nasıl görmekte? Bu ne kadar doğru bir görüştür? Nancy’ye, iki nörolojik sisteminin kesiştiği teşhisi konulmuştu, ve bu onun insan aurasını görebildiği bir durum yaratıyor. O bir Kirlian fotoğraf makinesi gibi, elektromanyetik alanları, renkleri ve frekansları görüyor. O harika bir insan ve olağanüstü bir danışman ve öğretmendir.

 

Nancy yıllar önce felsefe doktorası üzerinde çalışırken yeni doğan bazı çocukların bir başka aura rengine sahip olduğunu fark etti. O, 1980’den itibaren doğan çocukların yüzde 80’inin İndigo olduğunu söylüyor. Ve 1995’ten beri, bu yüzde burada ne olup bittiğine bakmamızı gerektirecek kadar çok yükseldi.

 

Gezegene yeni bir Üstatlar kuşağının geldiğini görüyoruz; onlara “Yıldız Çocuklar”, “Mavi Çocuklar” deniyordu, ve şimdi, Nancy’nin çalışmasından ötürü, onlara “İndigo Çocuklar” deniyor. Onlar bizim gelecek için umudumuzdur.

 

Biz odağı elimizden geldiği kadar pragmatik tutmaya çalışıyoruz, çünkü dışarıda küçük bedenlerde bulunan ve çoğu durumda, ana-babalarından daha çok şey bilen çok yaşlı ruhlarla başa çıkmaya çalışan birçok ana-baba var!

 

Peki, ana-babalar bu konuda ne yapabilir? Alternatifler hakkında bazı fikirleri olan metafizikçiler/ana-babalar var. Ancak, ana-görüş dünyasında, onların bizim kitabımız ve yayınlanacak olan birkaç kitabın dışında nereye başvurabileceğini bilmiyorum.

 

Martin: Size bir sürü standart sorunun sorulmuş olduğundan eminim, ve benim sorularımın o kadar standart olup olmayacağından emin değilim. Hemen bazı derin veçhelere girme k istiyorum. Ama önce merak ettiğim bir şeyi soracağım.: bu kitap yayınlandığından beri aldığınız karşılığın yoğunluğu sizi şaşırtıp bunalttı mı?

 

Tober: Evet ve hayır. Her zaman insan mükemmel bir zamanlamaya sahip bir şeyin ortasındayken aldığı karşılık onu biraz şaşırtıp bunaltabilir.

 

Martin: Güzel bir yanıt.

 

Tober: Çocuklarla ilgili bu bilgi bana 70’li yılların ortasında, Nancy ile karşılaştığım dönemde sezgisel olarak geldi, o sırada Nancy’nin de bu bilgiyle yakından ilgili olduğundan, Nancy İndigo Çocuklardan pek söz etmiyordu. Ancak, ben o sırada çocukların bana gelip kim olduğunu, buraya neden geldiğini, ana-babasının kim olduğunu, ve onlarla arasındaki karmik ilişkiyi anlattığı rüyalardan uyandıktan sonra değişik bebeklere ve küçük çocuklara çekildiğimi görüyordum. Onların gözlerine bakıyor, orada bu küçük bedenli yaşlı ruhları görüyordum. Sonra çevremdeki arkadaşlarıma, “Çocuklarda bir farklılık dikkatinizi çekiyor mu?” diye soruyordum. Ve onlar, “Eh, biraz...” diyordu.

 

Ben bunun bu dünyada bulunma nedenlerimizden biri olduğunu biliyordum. Ve Lee ile birlikte yaptığımız çalışmadan, bunun kesinlikle onun misyonunun da bir parçası olduğunu biliyordum. Bu açıdan, kitaba aldığım karşılık beni şaşırtmamıştı. Bunun yapılması gerektiğini biliyordum. Sanki çok güçlü iki el beni yaşamımın o anına doğru itiyordu. Ve sonra, özellikle son dört yıldır dünyayı dolaşırken, görüştüğümüz birçok ana-baba, çocuk bakıcısı ve öğretmen bazı çok olağandışı yaşlı ruhlarla çalıştığını kabul ediyor ve bu sürecin onları nasıl bunalttığını anlatıyordu. Ve ana-babalar, “Ne yapmamız gerekiyor?” diye soruyordu. Onlar çocuklarının okul sistemiyle başa çıkmasına nasıl yardımcı olabileceğini de soruyordu. Durum onları o kadar çok bunaltıyor ve ilgilerini o kadar çok çekiyordu ki, kitabı yayınladığımızda onun zamanının gelmiş olduğunu biliyorduk!

 

Martin: Bu konuda yeni bir kitap yayınlamayı düşünüyor musunuz?

 

Tober: Ah, evet. Hay House yayınevi bizden bu konuda ikinci bir kitap hazırlamamızı istedi. Ayrıca okurlarımızın bizimle Kryon Web-Sitesi vasıtasıyla temas kurabileceklerini de bildirmek isterim.

 

Martin: Kryon nedir?

 

Tober: Kryon Web-Sitesi

 

Martin: Bu İndigo Çocuklar Web-sitesinden farklı bir Web-Sitesi mi?

 

Tober: Ah! (güler) Bu sizin için bütünüyle başka bir röportaj konusu. Siz hiç Kryon kitaplarını duydunuz mu?

 

Martin: Hayır.

 

Tober: Lee ve ben İndigo Röportajlarında bu konudan pek söz etmeyiz, çünkü İndigo kitabı ana-görüş kamuoyunu hedeflemektedir. Biz yardıma ihtiyacı olan ve çocuklarına Ritalin ilacını vermeye zorlanan o ana-babalara yardım etmek istiyoruz. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?

6/3/2008 · Kategori: Kristal ve Indigo Cocuklar

 

Yanlış Teşhis Hiperaktivite

 

Jan Tober (İndigo Çocuklar Kitabının yazarı)

 

Ben bir sezgisel danışman olarak çalışıyorum. Danışmanlık yaptığım kişilerin çoğu çocuklarına Ritalin vermiyor. Onlar doğal olarak başka alternatiflere başvuruyor. Ancak, daha geniş bir kesit içeren bazı dinleyici gruplarımızda, dinleyicilerin, kendileri bu yolu onaylamasa da,"görümcemin çocuğu, yeğenim, komşumun çocuğu bu ilacı kullanıyor," dediğioluyor. Onlar, kendileri bu yolu onaylamasa da, başka İndigo ana-babalarını, bakıcılarını ve öğretmenlerini tanıyor.

 

Dikkat Eksikliği (ADD) ya da Hiperaktiflik (ADHD) teşhisi konmuş çocuklara Ritalin reçetesi yazılması ne yazık ki devam ediyor. Ne olmaktadır? Olan şu ki, biz dünyaya gelen yeni varlıklarla, yeni bir paradigmayla karşı karşıyayız. Onlar SOL BEYİNLİ olmanın onurlandırıldığı, SAĞ BEYİNLİ olmanın -ki bunlar sanatçılar, müzisyenler, dansçılar, ressamlar, yazarlar ya da yaratıcı düşünürlerdir- pek onurlandırılmadığı SOL BEYİNLİ bir topluma geliyor. İndigolar ise SAĞ ve SOL beyni bütünleştirmiştir ve onlar bizim bu beyin-yarıküreleri konusunda dengeye kavuşmamıza yardım edecektir.

 

Böylece, onlar SOL-BEYİNLİ bir dünyaya gelmektedir. Onlar burada onur ve şans elde edebilmek, gerçekten saygı görebilmek için o eski sisteme uymaya çalışmak zorundadır. Bu ruhlar, üstadlar olarak, gerçeği bilmekte ve bizim SAĞ-BEYİN tarzını onurlandırmaya doğru ilerlediğimizi bilmektedir ve onlar bu tarzın önemli bir parçasıdır.

 

Böylece onlar eski tarza uymayacaktır. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır ve bu çok önemli bir bildirimdir. Onlar burada bir misyon yaşamı için bulunmaktadır! Onlar burada eski tarza uymak için bulunmamaktadır.Biz burada onları anlamak, onlardan öğrenmek ve onların bize yeni bir varoluş biçimini öğretmesine izin vermek için bulunuyoruz.

Onlar yeni ve farklı olduğundan, doktorlar nereye başvuracak? Ana- babalar nereye başvuracak? Öğretmenler nereye başvuracak? Onlar hiperaktif görünen, düşük bir dikkat süresine sahip olan, kuyrukta bekleyemeyen çocuklarla karşı karşıya. Tüm bu rahatsızlık belirtileri yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna uyuyor. Yani, hangisi önce gelmiştir: ADD mi, yoksa ADD'li çocuk mu? Bu bir kalıp tipine uymaktadır. Onlar bu konuda ne yapılacağını bilmemektedir. Eğer RİTALİN bu rahatsızlığı iyileştirseydi, durum farklı olurdu. Ben tıbbi bir araştırmaya girmek istemiyorum ama, belki biraz daha fazla çalışmayı gerektiren birçok iyi alternatif vardır ve çocuğunuz bu çalışmaya değer!

 

Eğer Ritalin ilacı iyileştirseydi, iyiydi. Ama iyileştirmiyor. O sadece bir yara bandı gibi belirtileri bastırıyor. Kaçınılmaz bir biçimde bu çocukların bu ilacı bırakıp yaşam deneyimleriyle başa çıkması gerekecek. Ve bu arada "uyuşturularak"yitirilen zaman ne
olacak?

 

Bu yazının devamını yazacağım ve ADD/ADHD hakkında bilgi vereceğim Jan Tober'dan. Sevgiyle...

 

Kaynak: Lee Carroll & Jan Tober. (2003) İndigo Çocuklar İstanbul: Akaşa Yayınları

 


 

Bu Çocuklar Sorunlu Değil!

Mehmet Karaarslan  (27/11/2004)

Çocuk dünyaya gelince önce bir afallıyor ve alışmada büyük güçlük çekiyor. Günlük yaşamda, ki buna öğrenme de dahil, kendi enerji titreşimini çoğu zaman düşürmek zorunda kalıyor. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan bu çocuklara HADE (Hipeaktivite ve Dikkat Eksikliği) Sendromu, Disleksi (Öğrenme Zorluğu) ve Otizm gibi tanılar konuluyor. Bu tanıları koyanlar psikolog ve psikiyatristler, bu çocuklara hasta muamelesi yaparak ilaç dayıyor ve bu çocuklar sonuçta Ritalin gibi ilaçların etkisiyle uyuşturuluyor, pasifleştiriliyor. Malesef çok az psikolog dışındakiler tamamen sosyal bir fenomen olan "indigo ve kristal çocuklar"dan habersizler. Başta Amerika ve diğer gelişmiş ülkelerde doktora ünvanına sahip psikologlar, psikiyatrist ve akademisyenler 10 yılı aşkın bir süredir bu çocukları izlemekte ve bilimsel veriler kaydetmektedirler. Bu verilere dayalı birçok makaleden oluşan "İndigo Çocuklar; Yeni Çocuklar Geldiler" adlı kitap derlenmiştir. Bu kitap, özellikle ana-babalara, eğitimcilere ve psikologlara tavsiye edilmektedir. Bu kitabı okuyan ebeveynlerin ve eğitimcilerin sonuçta çocuklarına bakış açıları, ve kendi yaşama bakış açıları bir hayli değişmektedir. Ülkemizde psikologlar bu konuda yetersizden öte bilgisiz. Bu konuyu bilen çok az psikolog mevcut.

 

Çocuğun davranış kalıplarını "sorunlu" olarak nitelemenin bizi çözüme götürmeyeceği aşikar. Yeni Çocuklar'da öğrenme güçlüklerinin olduğunu hepimiz artık az çok biliyoruz. Bunun sebebi bu çocukların enerji titreşimlerinin mevcut "dünya insanları"nın enerji titreşimlerinden farklı olması. Yani "Dünya İnsanı" diye niteleyebileceğimiz üçüncü boyut titreşimiyle yaşayan kişilerle indigo & kristal enerjiyle gelen beşinci boyut titreşimine uyumlu çocukların enerjileri çok büyük farklılık gösteriyor.

 

Özellikle 1995-1998 yıllarında gelmeye başlayan Kristal Çocuklar'da öğrenme güçlüğü İndigolara oranla daha fazladır. Kristaller, genelde geç konuşuyorlar, geç okuma yazma öğreniyorlar. Bu her zaman aynı değil, kesin bir şey söz konusu değil; erken konuşanlar da olabilir. Kristal Çocukların yaşıtlarına göre daha geç okuma yazma öğrenebilmelerinin sebebi, geç konuşmayla benzerlik göstererek, onların doğuştan telepati ve telekinezi yetenekleriyle donanmış olmalarıdır. Kristaller, ayrıca bir efor sarf ederek konuşma ve okuma-yazmaya ihtiyaç duymazlar. Çocuğunuzun, aynı yeteneği kullanan yaşıtlarıyla konuşmadan anlaşabildiğini düşünün. Dolayısıyla okuma ve yazmaya da gereksinimleri olmayacaktır. Dolayısıyla bunun bir sorun değil, bir armağan olduğunu kavramak gerekir.

 

Kaynak: İndigo Türkiye Arşivi http://groups.yahoo.com/group/indigoturkiye

 


 

İndigolar ve Dünya Değişimi

 

Mehmet Karaarslan

 

Dünya'daki köklü bilinç değişimindeki anahtar İndigolardır. Onların amaçları tüm yaratılımın amacını temsil etmektedir. Saf (Pure) İndigolar bugüne kadar dünyada birçok kez enkarne olmuşlar ve  gerçekleşmiş bir çok devrimin öncüsü olmuşlardır. Birçoğu mesih bilinci farkındalığı taşımaktadır. İndigolar 1970'li yıllardan itibaren doğmaya başladılar ve bugün tüm sistemlere giriyorlar. Bugün dünyamızda doğan tüm çocuklar indigo olarak doğmaktadır. Bu demek oluyor ki önümüzdeki 10 yıllık süreçte Geçiş, hayatımızda fazlasıyla hissedilir durumda olacak. Eskilerin yerini İndigolar alacaklar. Değişimi daha iyi görebilmenin yöntemi önümüze bakmak değil, geçmişe bakmaktır. Geçmişte nasıldık, bugün nasılız...

 

İndigoların birçoğu geçmiş hayatlarında liderlik görevlerindelerdi. Sadece iyi olarak görebileceğimiz şeyleri değil, yaşanmış kanlı devrimleri yönlendirenler de indigolardı. Geçiş'in sağlanması için İndigoların ateşli ve kararlı, kendinden emin bir mizaca sahip olmaları gerekir. Bunun yanında bazıları peygamberlik görevi yapmış bile olabilir. İndigolar dünyaya gelmeden önce tanrısal farkındalığa uyumlu olarak var edilmişti.

 

Kristaller İndigolardan belirgin farklılıklar gösterirler. Onlar İndigoların açtığı yollarda yürüyeceklerdir. Onlar İndigolar gibi devrimci mizaca sahip değillerdir. Tersine çevreleriyle uyumlu, sosyal, sevecendirler. Kristaller (Christ'al) tam anlamıyla mesih bilincine sahip varlıklardır. İndigoların yıktığı dünya düzenini inşa edecek olanlar Kristal varlıklardır. Onlar genel olarak dünyada önceden ya hiç bedenlenmemiş ya da az bedenlenmiş varlıklardır. Birçoğu bir üst yaratılımdan gelmişlerdir. Amaç dünyanın bir üst yaratılımlara uyumlandırılmasıdır. Amaç İndigo abilerinin/ablalarının amaçlarıyla tamamen aynıdır.

 

Ben İndigoları, bir meydan savaşı sırasında önden giden piyade askerlerine benzetirim. Kristaller de bayrağı taşıyan elit süvari birlikler ve kralın konvoyudur. Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de İndigo’lar sağlayacaklardır.

 

Kaynak: İndigo Türkiye Arşivi http://groups.yahoo.com/group/indigoturkiye

 


 

İndigo ve Kristal Aura Rengi

 

İki kuşağın İndigo ve Kristal olarak adlandırılmasının nedeni, onların aura renklerini ve enerji kalıplarını en doğru biçimde tanımlamasıdır.

 

İndigo Çocukların auralarında bir hayli indigo mavisi vardır. Bu, başın içinde, iki kaşın arasında yer alan bir enerji merkezi olan 'üçüncügöz çakrası'nın rengidir. Bu çakra durugörüyü, yani enerjiyi, vizyonları ve ruhları görme yeteneğini düzenler. İndigo Çocukların birçoğu bu doğal yeteneğe sahiptir.

 

Kristal Çocuklar ise bir kuvars kristalinin prizma etkisi gibi pastel tonlarda, güzel, çok renkli, hareli auralara sahiptirler. Bu kuşak ayrıca kristallere ve kayalara büyük bir ilgi duyar. Böylece 'Kristal Çocuklar' ismi ortaya çıkmıştır.

 

*Doreen Virtue, PhD. Kristal Çocuklar. (2004). İstanbul: Akaşa

 

--- --- ---

 

Yorum

 

Mehmet Karaarslan

 

Yukarıdaki alıntıdan da anlaşıldığı gibi belirgin iki kuşak vardır. Bunlara İndigo ve Kristal de diyebiliriz; Altın Çocuklar, Işık Çocuklar, Yıldız Çocuklar gibi isimlerle de ifade edebiliriz. Bence Yeni Dünyanın Çocukları veya Yeni Çocuklar veya İndigo ve Kristal Çocuklar en belirgin tanımlamalardır.

 

Resmi kayıtlara bakacak olursak İndigo Aura rengi ilk kez Nancy Ann Tappe tarafından görülmüş. Nancy, aura renklerini görebilen bir psişiktir. İndigo Çocuklarla ilgili ilk kaynak 1982'de yayınlanan Nancy Ann Tappe'in "Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama" kitabıdır. O bu kitapta bu çocukları İndigo Çocuklar olarak isimlendiriyor ve onlar hakkında bilgi veriyordu. Daha sonra Kryon isimli melek ABD’de yaşayan Lee Carroll’a kanallık yaparak önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık potansiyelini anlatıyordu; yeni düzeni kuracak “özel görevli” yeni çocuklardan bahsediyor ve bunları “İndigo” olarak adlandırıyordu.

 

Kristal Çocuklar'ın dünyaya gelişi bazı kaynaklarda 1995; bazılarında ise 1998 yılı olarak ifade edilir. Biz onların gelişini 1995-1998 olarak alıyoruz. Psişikler bu yıllar arasında, dünyada şu ana kadar görülmemiş yeni bir aura rengi keşfettiler. Fakat pedagoji uzmanlarının keşfettiği daha önemli bir şey vardı. Bu yeni gelen kuşak İndigolardan farklı özelliklere sahiplerdi.

 

Kristal aura rengi hem su gibi şeffaf ama aynı zamanda tüm renklerin bir ahengi gibidir. Bir kristali ışığa tuttuğumuz zaman kesinti yerlerinden süzülen ışık bulunduğu yere gökkuşağı gibi ışık prizması olarak yansır. Ama Kristal Çocukların aurası sadece kristal şeffaf veya ışık prizması renginde değil, aynı zamanda morun en güzel tonlarında; bazılarının altın renginde; bazılarının ise şeffaf-beyaz tonlarında görülmektedir. Bu da onlara farklı isimler takılmasının sebeplerinden biridir.

 

Bence İndigo ve Kristal çocukların kişilik özelliklerinden çok daha önemli, üzerinde durulması ve anlaşılması gereken şey; onların görevlerinin ne olduğunu anlamaktır. Onların yaşam amaçlarının yani görevlerinin ne olduğunu bilirsek, onlara davranışlarımız da değişir, daha iyi anlayabiliriz ve öyle yaklaşabiliriz. Onların görevleri konusundaki bilgileri kanallık (medyumik) mesajlarından almaktayız. Çünkü İndigo ve Kristal fenomen tamamen spiritüel bir olgudur. Bu nedenle Yeni Çocuklar'la ilgili bilgi veren kanallık kaynakları bizim için çok önemlidir. Ve ebeveynlerin çocuklarını daha iyi anlayabilmek için bu kanallık mesajlarını (örn.Kryon) okumaları gereklidir ve yaşama bakış açılarını değiştirmeleri gereklidir. Bir farkındalık sürecinden sonra anne babalar kendi çocuklarının aura renklerini bizzat kendileri göreceklerdir, çünkü farkındalık seviyesi yükseldikçe üçüncü göz çakrası da aktive olur. Ve o kişinin aura rengi, çakralarının dönüşümü ve uyumu değişime uğrar ve bu da kişinin fiziksel bedenine yansır; "Over Light" dediğimiz süreç başlamış olur. Bu süreç insanlığın yeni enerjilere İndigo ve Kristaller sayesinde uyumlanmasıdır.

 

Kaynak: İndigo Türkiye Arşivi http://groups.yahoo.com/group/indigoturkiye

« Önceki ::